Yaza Giriş'in hoşlukları
7 Haziran 2017 o gün Çarşamba grubu arkadaşlarla Heybeli Adaya gittik. Motora binerken arkadaşım Fatoş'la karşılaştım. Tabii birbirimizi epeydir görmediğimiz için çok konuştuk kıkırdadık. Motordan çıkınca gruptaki arkadaşlarla buluştuk tepedeki ruhban okuluna giderken ben, Bayram ve Ender Bey yokuş uzun ben çıkamam diye arabayla çıktık, çünkü daha çok yerlere gitme planları vardı. Ruhban okulunun içinde izin verildiği kadar fotoğraflar çektik. Etrafta dolaşırken kedi mivaylaması gibi sesler duyduk ama bu ses farklıydı. Sonra bir baktık ki! bu sesi çıkaran tavus kuşu imiş ve ağaca çıkmış meğer çiftleşme zamanı imiş o sesleri çıkarırken kuyruklarını yukarı doğru kaldırıp açıyordu, ağaca çıktığından dolayı o muhteşem renklerin fotoğrafını çekemedim. Alt tarafta üstü telle örtülü genişçe bir yerde beyaz tavus kuşları vardı.
Ruhban okulundan çıktık, iskeleye doğru yürüdük, o gün orada pazar kuruluyormuş, bazıları yavaş yavaş mallarını toplamaya başlamışlardı. Meğer sabah altıda pazarı kurmuşlar "ramazan diye". Neyse yemekler yendi bir grup değirmene, alman koyuna gitmek üzere ayrıldılar. Biz arabaya binenler, yorgun savaşçılar Halki restoranın yanındaki çay evi diyeceğim yerde, kendimize ağaçlar altında bir masa bulup oturduk.Çaylar söylendi, tabii koyu güzel neşeli sohbet ederken saatin nasıl geçtiğini anlamadık. Diğer arkadaşlar dönüş, vapur veya motor saatlerine göre yanımıza geldiler ve vapuru gören vapura motoru görende " bende gidiyorum " dediler ve gittiler. En son Deniz atı restoranda Atilla bey, eşi Yeşim hanım ve ben havanın güzelliği oturduğumuz yerde güzeldi ıhlamur çay sohbet derken vakit geçti. Ben çok oturunca sağ bacağıma kramp girdi kalktım arkada King George'ın köpeğinin cinsi olan köpeği sevdim. Konuşurken arka masada oturan mavi gözlü hoş bir hanım arkadaşım Serenden bahsetmiyor mu!? kulaklarım Midas'ın kulakları gibi uzayıverdi ve hemen hanımın yanına seyirtip kendimi tanıttım ve sohbete dahil oluverdim. Ah Heybeli ada çocukluğumun geçtiği yer. Seren'i ve ailesini küçüklüğümden tanıdığımı söyleyince oradaki hanımlarla dostluk kurdum. Yeşim hanımların kadıköy vapuru 19:10 benim Bostancı motoruda 19:20 idi.vedalaştık.Onlar vapura bende motora doğru yürürken bir ses Haluk bey bana sesleniyor, "Tomris Hanım gelin", "Sonraki motora binersin, motor var", "ben saatlerine bakarım" dedi. Gene Bayram ve Ender beyle oturduğumuz yere girdim. Biraz sonra eşi Neşe hanım'da geldi. Kakara kikiri sohbet gece bizde kal falan derken en son motora binip eve dönebildim! :))) Çocukluğumun geçtiği Heybeli ada'da öyle anılarım var ki sanki hepsi canlandı muhteşem bir gün geçirmiştim.
Geçen sene Haydarpaşa'da yapılan kitap fuarına giderken yolda düşmüş hastane, falan derken 1,5 aydan fazla bir sürede epey sıkıntı çekmiştim. Şaka maka bir sene geçmiş 8 Haziran Perşembe günü fuara gittim, Soner Polat'ın "Türkiye için Jeopolitik Rota" kitabını alıp kendisine imzalattım. Beraber fotoğraf çektirdik. Soner Bey boylu boslu bir bey ben yanında minik kaldım. bugünde 11 Haziran Pazar önce Haydarpaşada "Haydarpaşa Gardır Gar kalacak diye 283. hafta direnişine katıldım saat 14:00 te Tülin geldi. Fuarın içine daldık. Ama ne dalma, çok güzel kitaplar aldık. benim akıllı telefonumda adım sayaçı var 6480 adım yapmışım. Bizim Gençlik Kültür ve Hizmet Vakıf çocuk yuvasının etkinliği vardı bu kadar yorgunlukla şimdi aklıma geldi. Günde bir etkinlik yeter..
Ruhban okulundan çıktık, iskeleye doğru yürüdük, o gün orada pazar kuruluyormuş, bazıları yavaş yavaş mallarını toplamaya başlamışlardı. Meğer sabah altıda pazarı kurmuşlar "ramazan diye". Neyse yemekler yendi bir grup değirmene, alman koyuna gitmek üzere ayrıldılar. Biz arabaya binenler, yorgun savaşçılar Halki restoranın yanındaki çay evi diyeceğim yerde, kendimize ağaçlar altında bir masa bulup oturduk.Çaylar söylendi, tabii koyu güzel neşeli sohbet ederken saatin nasıl geçtiğini anlamadık. Diğer arkadaşlar dönüş, vapur veya motor saatlerine göre yanımıza geldiler ve vapuru gören vapura motoru görende " bende gidiyorum " dediler ve gittiler. En son Deniz atı restoranda Atilla bey, eşi Yeşim hanım ve ben havanın güzelliği oturduğumuz yerde güzeldi ıhlamur çay sohbet derken vakit geçti. Ben çok oturunca sağ bacağıma kramp girdi kalktım arkada King George'ın köpeğinin cinsi olan köpeği sevdim. Konuşurken arka masada oturan mavi gözlü hoş bir hanım arkadaşım Serenden bahsetmiyor mu!? kulaklarım Midas'ın kulakları gibi uzayıverdi ve hemen hanımın yanına seyirtip kendimi tanıttım ve sohbete dahil oluverdim. Ah Heybeli ada çocukluğumun geçtiği yer. Seren'i ve ailesini küçüklüğümden tanıdığımı söyleyince oradaki hanımlarla dostluk kurdum. Yeşim hanımların kadıköy vapuru 19:10 benim Bostancı motoruda 19:20 idi.vedalaştık.Onlar vapura bende motora doğru yürürken bir ses Haluk bey bana sesleniyor, "Tomris Hanım gelin", "Sonraki motora binersin, motor var", "ben saatlerine bakarım" dedi. Gene Bayram ve Ender beyle oturduğumuz yere girdim. Biraz sonra eşi Neşe hanım'da geldi. Kakara kikiri sohbet gece bizde kal falan derken en son motora binip eve dönebildim! :))) Çocukluğumun geçtiği Heybeli ada'da öyle anılarım var ki sanki hepsi canlandı muhteşem bir gün geçirmiştim.
Geçen sene Haydarpaşa'da yapılan kitap fuarına giderken yolda düşmüş hastane, falan derken 1,5 aydan fazla bir sürede epey sıkıntı çekmiştim. Şaka maka bir sene geçmiş 8 Haziran Perşembe günü fuara gittim, Soner Polat'ın "Türkiye için Jeopolitik Rota" kitabını alıp kendisine imzalattım. Beraber fotoğraf çektirdik. Soner Bey boylu boslu bir bey ben yanında minik kaldım. bugünde 11 Haziran Pazar önce Haydarpaşada "Haydarpaşa Gardır Gar kalacak diye 283. hafta direnişine katıldım saat 14:00 te Tülin geldi. Fuarın içine daldık. Ama ne dalma, çok güzel kitaplar aldık. benim akıllı telefonumda adım sayaçı var 6480 adım yapmışım. Bizim Gençlik Kültür ve Hizmet Vakıf çocuk yuvasının etkinliği vardı bu kadar yorgunlukla şimdi aklıma geldi. Günde bir etkinlik yeter..
Yorumlar
Yorum Gönder